|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||
FİRMALAR
| Anasayfa > Makaleler |
|
|
| VEFASIZ |
Nerde o hanım sallandılar,
Sarıçiçekler, ağustos zambakları,
Nerede...
Nerde o kayısılar, elma ağaçları,
Gökyüzüne uzanmış cevizler, dut ağaçları,
Zümrüt gibi bahçem nerede?
Üzerine ne hayaller kurulan o bahçe,
Ya insanı bıktıran o cıvıl, cıvıl serçeler.
Elimle dikip büyüttüğüm göğü delen selviler,
Nerede...
Kırmızı, yediveren, miski güller nerede...
Kırmızı salkımlı kızılcıklar nerede...
Nerde, o zümrüt gibi orman misali bahçede,
Etlik, bulgur, bazlama ve mangal sefaları,
Evet, hepsi... Hepsi artık çok geride...
9 köprü, 12 pencere Mayatoğlu Mammed ağa konağı...
Ne boylar eskitti bu konak,
Ne çocuklar yetiştirdi kuşak, kuşak.
Tıpkı bir anne babanın evladını yetiştirip uçurduğu gibi yuvadan,
Bir bir uğurladı, uçurdu bu kapıdan.
Hani olur ya, bazı çocuklar asi, bazıları olgun çıkar,
Annesine babasına, atasına sahip çıkar.
İşte bu konaktan birçok boy çıktı,
Kimi ekmek pahasına belki,
Kimi de ecel vefa etti.
Ama sahiplendi bu konağı hepsi.
Hiç birisi terk etmedi, ettirmedi.
Kapısına kilit vurmadı örneğin,
Yüzyıllarca eşiği yontuldu belki,
Yontan binlerce ayak iziydi.
Gün geldi, kalabalığı 25 – 30 kişiydi.
Şenlendi bu konak,
Yerim yok demedi,
Ve bir gün geldi ki...
Bir vefasız, bir vefasız çıktı...
Birkaç kocaman kilit alıp zırzasına taktı...
Belki bir büyük şehir sevdasına,
Belki el mecbur ekmek pahasına,
Ama taktı zinciri tokmağına...
Ve yetiştirip büyüttüğü o konağın bir çocuğu,
Ama asice, ama vefasızca,
Bir bay bay diyerek çekip gitti...
Bırakarak koca konağı, yalnızlığına...
Sadece konakmıydı terk ettiği,
Ya iyisiyle kötüsüyle,
Dertlisi, zengini, fakiriyle,
Yeşil Divriği adıyla memleketini...
Dişiyle tırnağıyla meydana getirdiği tesisini...
Ramazan geceleri yağmur çiselerken,
Elinde keser, çiviyle sabahladığı,
O dondurucu kış soğuğunda, gecesini gündüzüne katarak,
Can kardaşıyla, borçlara gark olup, ezilerek büzülerek...
Her köşesine, ama her köşesine alın teri dökerek,
Terk etmişti...
ölüp gitmek değildi bu, kara toprağa,
Mekân değiştirip ve ardına bakmadan gitmekti,
Vefasızca, ama... Vefasızca...
Yaşadığıyla, isteyip yaşayamadığıyla geçirdiği yıllarını,
Huzur, mutluluğu bulmak için, görmek için çabaladığı,
Ve artık beklide tadamayacağı,
Kara bir yolculuğa çıkarak... Vefasızca...
Terk etti vefasızca... |



