|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||
FİRMALAR
| Anasayfa > Makaleler |
|
|
| Mengücek Mührü |
| Kalenin eteğinde kale gibi bir yapı, Birbirinden muhteşem, tam üç şahane kapı. Her motifte bir anlam, her oymada ayrı sır, Bakanlara bir mesaj haykırdı sekiz asır, Yapanın unvanı; Şah, altındaysa sırf hasır. Ziyaretçileri var, İngiltere’den, Çin’den, Bakarlar da hayretle, çıkamazlar içinden. Çabalar eser olur, eğer güzelse niyet, ödenirse kutsaldır alın terinden diyet, El ele bu zaferde, aşk, sabır, samimiyet. Taş çiçek olmuş açmış, okşuyor bakışları, Melekler mi indirmiş, göklerden nakışları? Tecrübesi yansımış, batının ve doğunun, Hediyesi dünyaya bir Selçuklu boyunun, Arza vurduğu mühür, bir Mengücekoğlunun. Söz geçirmek çok zordur, güçtür taşa biliriz. Mesaj; gayret edersek zoru aşabiliriz. Alın teri karışmış su yerine çamura, Bu sanatın önünde taş dönüşmüş hamura, Minberinde asalet, tahta benzer samura. Kulak versek anlatır, yüzyılları özetler. Her oymada bin göz var, geçmiş bizi gözetler. Biliriz zamanla nem hançerledi bağrını, Kalbimizde hissettik, temeldeki ağrını, Yalnız Divriği değil, dünya duydu çağrını. Dağların eteğinde dağ gibi duracaksın. Dünde vurduğun mührü yarında vuracaksın Ahmet Mahir PEKŞEN |



