Evliya Çelebi'nin 1650'de Yaptığı Divriği Kalesi Tasviri
nehri kenarında yüksek ve yalçın kayalar üzerinde eski bir yapı olup,
görülmeye değer bir kaledir. Van, Meku, Şin ve Mardin kalelerinden
sonra Divriği kalesi gelir, öyle dayanıklı bir kaledir ki, ancak
kuşatılıp aman dedirterek ele geçirilebilir. Yoksa hiçbir şekilde bir
taraftan lağım, sîbe ve siper yapmak mümkün değildir. Meğer ki kalede
kıtlık ola. Ne olursa olsun, halkı yine suya hasret kalmazlar. Zira
yukarı İç kale kayasının en tepesinden iki bin basamak kesme taş
merdiven İle tâ Fırat nehrine inilir bir su yolu vardır ki dillere
destandır. Suya gidenin başka yolu olduğu gibi, su getirenlerin de ayrı
bir yolu vardır, iki nehir birbirine bakar. Bundan başka, kale içinde
yağmur suyu sarnıçları, buğday anbarları, cephaneliği, üç yüz adet
toprakla örtülü ev ve bir cami olup, kalenin batıya bakan ve aşağı
şehre açılan bir demir kapısı vardır. Kale yuvarlak şekilde, taş
yapıdır. Burç ve kuleleri sağlam ve güzeldir. Yeniçeri ocağından kale
dizdarı ve kale neferleri vardır, îç il olduğundan serhaddı olmayıp
emin bîr yer değilse de, Celâli ve Cemâli korkusundan yeteri kadar
cephanesi ve toplan olup bayram ve mübarek günlerde atılır. Kalenin
içinde İmaret yoktur. Surun dibindeki cirit meydanından, köprü
altından Fırat nehri geçip Divriği'nin Kesti fan kalesine gelir. Bu da
Divriği kalesine benzer sağlam bir kaledir. Kayser kızlarından Kesti
fan adında bakire bir kız yaptırmıştır. Fırat nehrinin karşı tarafında
verimli topraklar üzerinde yapılmıştır. Divriği kalesi ile aralarından
nehir geçer. Buradan akan Fırat'ın kolu (25) buradan Eğin kalesine,
oradan Arapgir ve Çemişkezek kalesine varıp, Bu suyun şimdiki adı Çaltı
suyudur. Keban madeninin üstünde Fırat ile birleşir, Çat denilen yerde
Fırat'a karışır. Bu su o kadar büyük değildir. Temmuz ayında at ile
geçilebilir. Divriği halkı da bu sudan içer. |